Bardakdan Boşanır gibi dalı budağı kıran yağmur yağmasının sebebi ve çaresi (Kar©glanin 26 Ekim 2015 Vaazi)

Bardakdan Boşanır gibi dalı budağı kıran yağmur yağmasının sebebi ve çaresi

(Kar©glanin 26 Ekim 2015 Vaazi)

28 Muharrem 2015 Pazartesi

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَاء مَطَرُ الْمُنذَرِينَ

Sadakallahul Aziym şuara Suresi 173. Ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Ve emtarnâ aleyhim matara(mataran), fe sâe matarul munzerîn

Meali :
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!

Sadakallahul Aziym şuara Suresi 173. Ayet

مَثَلُ الَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمُ ابْتِغَاء مَرْضَاتِ اللّهِ وَتَثْبِيتًا مِّنْ أَنفُسِهِمْ كَمَثَلِ جَنَّةٍ بِرَبْوَةٍ أَصَابَهَا وَابِلٌ فَآتَتْ أُكُلَهَا ضِعْفَيْنِ فَإِن لَّمْ يُصِبْهَا وَابِلٌ فَطَلٌّ وَاللّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

Sadakallahul Aziym Bakara163

Ve meselullezîne yunfikûne emvâlehumubtigâe mardâtillâhi ve tesbîten min enfusihim ke meseli cennetin bi rabvetin esâbehâ vâbilun fe âtet ukulehâ dı’feyn(dı’feyni), fe in lem yusıbhâ vâbilun fe tall(tallun), vallâhu bimâ ta’melûne basîr

Meali :

Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki, bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile ona çiseleme yeter. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

Sadakallahul Aziym Bakara163
—oOo—
Suyu bir defada değil, iki veya üç defada içmek ve içerken içine nefes vermemek hakkinda
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Su bardağını ağzından uzaklaştır, sonra nefes al.”

( Ebu Said ra)

“Su içtiğinizde emerek (yudum yudum) için, ağzınıza dökercesine içmeyin”

(Hazret-i Ali ra)

“Sizden biriniz su içtiğinde su kabına üflemesin.”

(Ebu Katade ra)

( Yukardakiler Hadis-i Şeriftirler )

Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammed Mustafa Raufurrahim
Allahümme Salli ala Seyyidina Hasan vel Hüseyin, Evladü Kerim
Allahümme Salli ala Mehdiyyü Müntezar Hidayatür Rabbel Allemin
ve sallu ala Sübülene Mehdi, Ebül alemin, Ümmül Alemin
Ve Sallu ala Cebrail ,Vahyi Rabbel Alemin

Yolculugumuza başliyoruz :

KIYAMETi yaşiyoruz ve insanlik KIYAM ettik demişdik, ve haşri meydani kurulmuş, insanlar ise haala farkinda degiller.
ve bizler kainatin joy sticki konumundaki, kumanda merkezi gibi oldugumuz icin, bizlerin yaptigi bütün amellerimizin, bütün kainata bir etkisi var.

ve şimdi yagan yagmurlar icin diyorki meterolji uzmanlari, bir senede düşecek yagmur, mesela 20 dakika icinde falan yere düşdü, ve sel oldu diyorlarda, bunun sebebi ne acaba diye düşünüp, bu konunun FIKHI ve dini boyutunu söyliyen, anlatan bir tane hoca, tasavvuf adami cikmadi daha. ve görev bize düşdü.
Ey insanlar, bunun sebebi insanlarin edeb bilmeyip, edebsizligi.

Muhammedin hadisi var suyu bir yudumda icmeyin, icerken üce bölün ve üc yudumda icin, ve ona nefes vermeyin, ve dinlenerek icin, ve aynen bir cocugun annesinin memesini emdigi gibi emerek icin, ve yine cökerek veya oturarak iciniz buyurdu.
ve Allah, halifesi olan insni, aziz bir surette halketi ki, kendi suretinde. ve o yüzden bütün isimleri üzerinde cereyan etmekde. ve hal böyle olunca, bazi ahmak hocalar allah yemez icmez afedesiniz sicmaz ciş etmez demeye getiriyorlar, o zaman biz niye ciş ediyoruz, veya yemek yiyoruz, hani biz O nun suretindeydik, biz yiyorsak , O da yer, bizi iciyorsak oda icer, biz ciş ediyorsak oda eder demek lazim gelmezmiki . ve bu dava taa firavundan buyana sürüp gelmiş, ve musa ile firavunun atişmalari sonucu, musa der: benim rabbim gökten yagmur yagidirir der, hadi sen tanri isen sende yagdirda görelim der. ve firavun düşünür bulundugu şehire direkler diktirir, ve üstüne cadir gerdirir, ve üstünde su dökdürür, ve cagirir musayi bak bende yagdiriyorum der, hadi bana inan der, ve bu atişmalar, taaki Allah yemez icmez Tuvalate gitmeze kadar gider, ve halbuki insanlar yer icern hayvanlar yer icern ve ruh taşir. ruhsuz denilen sade elementler, yemez icmez, tuvalet yapmazlar, ve cinsi münasebette bulunmazlar, ve onlar icin veya bu özellikleri taşiyanlar icin, bizim dinimiz melekler diyor. melekler yemez, icmez, sicmaz, ciş de etmez, ve cinsi münasebettede bulunmazlar. ve o zman elmentler melekler olmuş olmuyormu, bu görevi bizim dünyamizda tek yapabilenlere biz elementler toprak daş diyoruz. Allah ise onlara meleklerim diyor. ve bizim bedenimizin asli toprak, yani elementlerden oldugu icin, işde Allah yemez icmez meselesi ondandir, öz itibari ile demir elementi yahut altin elementi, yemez icmez, cişde etmez, amma altini biz bedenimize alinca, onun suya, icmeye ihtiyaci vardir. cünkü vücuda alinan su, ciş etmek icin degil, vücudun elastikiyetini saglamak icindir. yani ekmegin kurusu nasil ogculanir kirilir dökülür ise, işde eger vücudumuzu oluşturan elementler, eger Allahin rahmeti olan su olmasa, elastikiyet kazanamaz, ve öyle el kol, hareket edemez, kol bacak bükünce kiriliverir. ve kirilmamasinin sebebi, sudan dolayidir, ve su molekülleri, onu bir jel gibi elastikiyet icinde, egilmesini bükülmesini kolay kilar, ve bu moleküler yapi icinde vücuttaki atik madde karişmiş olan, yani ölü hücrelerin kariştigi su idrar halinde vücuttan tahliye edilirki, yerine yeni canli, ölü olmayan elmentler ve su molekülleri alinabilsin diye . ve Allah bu görevi ,ferc uzvumuza vermiş. ve daha önce burclar meselesinde yazdik söyledik, ve ayin görülmesi, dogacak cocuga alametdir dedik. ve ayin yörüngesi 28 gündür bir günde kaybolur ve SIFIR nokasi oluşur, ve sayilar sifirdan başlar. ve kadinin rahmine kadar olan, yani cenine kadar olan mesafe 27 cm dir, ondan uzun bir zeker, hamile bir kadinda rahme dahil olursa, cenin zamanindan önce yirtilir ve catlak yumurtalar meydana gelir. ve catlak insanlar olur, aynen miley cyrus gibi catlak insanlar. ve itidal yani orta boy zeker pi sayisi olan 13,765……. ve muhammedin orta yolu secin dedigi yol, yani sirati müstakim demek, işde o dogacak cocuk olcak bir tohumun anne babasina girip, meni olup, sonra taa zekere ve rahme kadar olan yolculugudur. ve en son sirat köprüsü ise, erkegi kadina baglayan köprü olan zekerdir. ve ve siratin uzunluguda işde insandan insana farkeder, ve burclar işde gezegenler ile alakalidir ve uzakdan yüzüp güneşe kadar gelenuzakdann yüzüp gelen sperma. birisi en uzklari pluto burcu, ve ondan uzak bir yildiz var diyorlar, ve hal böyle olunca oniki yildiz ve oniki burc var, ve herbirisinin güneşe olan uzakligi farkli, ve aynen arabanin debriajinin üstten kavrayani ve dipden kavrayani gibi, işde kiş burcu kimseler uzun köprüden gecip gelenler demekdir yahut uzun yol yüzenler, ve yaz burclari güneşe yakin ve sicak burclar ise güneşe, bir tik uzakdaki merkür gibi kisa köprüden gecenler veya kisa mesafe yüzenler. ve zeker meniyi firlatir, aradaki mesafeyi yüzmek zorunda olan sperma, işde kuvvesi ile eger güclü ise uzakdada olsa, yani kisa köprüden yola cikdiysada mesafeyi yüzüp yumurtaya dahil olur, eger gücsüz ise yolda ölür, veya gücsüz zayif bir yumurtayada, Allahin rahmeti, onun babasini uzun zekerli uzun köprülü yapar, ve onlrin spermalari işde, taa yumurtanin agzina kadar, hatta daha uzunlari üsütün kadar varir. ve o yumurtalara sadece kapiyi tiklatmak kalir. ve kadin yumurtasi kime kaipiyi acarsa, o dahil olur, ve cocuk meydana gelir.
Ve Abdülkadir geylani icin 60 gün hic birşey yemeden durdu deniliyor , halbuki dinimizde riyazet yokdur, oruc riyazet degildir, sadece atomlari anlama ve onlar gibi olma hikmetini kavramak icindir. ve Allah olmak icin degil, ve onlar melekler demişdik, yani allahligi degil melekligi ögrenmek icindir.
Ve anlatilirki saidi nursinin talebesi veya bir arkadaşi varmiş, uzun süre riyazet yapmiş, yememiş icmemiş, güya Allah olcak Ahmak. ve said ona hatrim icin ye deyince, biraz bişeyler yemiş, ve sonra ya hasta olmuş yahuta ölmüş diye anlatiliyor, bre ahmak yemek icmek olmasaydi, bunca sebzeyi meyvayi halkeden, bunca tahili yaratan, var eden, bunca kesilip yenebilen hayvanlari, kesip yiyin diyen Allah, boşunami dedi kurban kesin diye, yiyin icin israf etmeyin diye, allah yermi? yer. seninle benimle, benim yemem ile, O da yemiş icmiş, ve benimle cişe bile gitmiş olur , yemeyen icmeyan Allah degil melekleridir, ve Allahdan gayri bir mevcudat olmayinca, onlarda yani, meleklerinde Allah tecelli edince, onlardaki hali ile, Allah yemez, icmez, cinsi münsabette bulunmaz, amma insanlarda tecelli gösterince, yer icer ,…. ve cişe gitmeyip zekeri kirmiyacaz diye ugraşan ahmaklar firavun soyudur, ve insan zekeri en fazla 27 li kadir olur, ondan uzun olmaz, hadi olduda oldu 28 veya bir gün daha ay uzadi, 29 oldu ondan uzun 90 lik zeker olmaz, 90 lik zeker kadinin neresine dahil olcak, ahmak firavun soyu, tabi oraya giremeyice bu uzattiklari zekeri, erkekleri kadinlari endoskopi yapiyoz diye, yahut sen hastasin dübüründen bakicaz diye, kandirip erkekleerin kadinlarin dübürüne sokuyorlar bu kafir soyu, ve kainatin diger ucu eksi 272 derece diyen 272 li kelvin zekeri oluşturmak icin gayret ediyorlar, Halbuki Allah insan bedeninde oranatisiz bir yer yaratmamişken, ve kadin ile erkegi, iki elmanin yarisi gibi yapmişken, ve zekeri SIRAT tayin etmişken, yani köprü geciş tayin etmişken, tohumun cennete dahili, anne rahmine dahili icin köprü yapan, ve onun sebebini cocugun erkekden kadina dahil olmasina ve dogum tarihine sebeb kilmişken, dübürden sokulan bu uzun 90 lik 100 lük veya 120 lik veya 272 lik zeker neyin nesi, ondan cocuk dogmazki ,yapma Ayten cocuk dogmaz götden, ve şeyhlik meyhlik hepsi bu zekeri uzatmak ve afedesiniz firavun adeti, ve salak sofilerin icinde zekeri taşitmak, ve aynen bir şişe takilan sucuklar veya elmalar gibi arda arda takilan, alttan takip üstten cikartip, elmayi elmaya eklemek veya zekeri zekere eklemek veya uzaya gitmek icin füzemnin götüne tüpler takip tüpü tüpe taka sonra giderkenden yakit tüplerini biraka biraka gidiyor diyorlar, kainatin diger ucuna uzanmak hikayesi, ve en uzagi kim bilir oraya uzanan bilir degilmi, ve bunun icin oradaki bilgiye ulmaşmak icin, gözlerini acmak icin zekerlerini uzatan ahmaklar, halbuki göz bir anda bakinci süreyyayi görebilcek, süreyya kadar uzagi görebilcek bir istidatta yaratilmişken, gönül gözüyle degil, afedisiniz kicindaki şeytan ve firavun tikiyle bakmaya calişan ahmaklardan bu dünyanin kurtulmasi şart oldu artik.

ve yagmur meselesine gelince işde, sen kainatsin, ve icine su dökücen, ve bu su o kainatda yagmur olcak, ve o yagmuru öyle tek seferde dökme dedi muhammed, ve üce böl dedi ve dinlene dinlene dök icine, yani öyle ic suyu dedi. ve yine icerken oturki, onun düşme damla sürati yavaşlasin, miden ve barsaklarina zarar vermesin manasinda oldugu gibi, dünyamizdada işde, öyle sert yagan civgin yagmuru degil, yavaş yavaş sine sine yagan yagmur güzel, ve mesala bir kiloluk bir taşi, bir metre yüksekden birakirsan, o bir kilo degil, artik on kilo gibi bir kuvvet kazanir yer cekimi sebebiyle, yine minareden birakilan bir cigil kafani delip gecebilir, o yüzden ebabil kuşlarinin attiklari siccinler işde üstüne düştükleri insanin, tepesinden girip altindan cikiyorlardi. cok yüksekden birakilmişlardi onlar, ve o yüzden su icerken cökmek ve karninin katlanmasini saglar ve katlanan karin sayesinde, düşme mesafesi kisalir, ve düşme agirligi ve sertligi yumuşatilmiş olur yani.
ve bazi evlerde ve sanayilerde 3 fazli elektrik kullanilirki, tek hat isinip da sigorta atmasin diye, yani tek kabloya yük binmesin diye üc kablodan sanayi ceryani veerilir, üc fazli. eski tek fazli elekrik hatti olan evlerrde işde, bir firin acip, birde bilmem süpürge calişirsa, bir de kahve makinesi, az sonra o hattin kablosu isinir, ve isinince LS lerdeki bi metel bükülür ve hattin ceryanini keser, ve sen sigorta atti dersin. ve böyle bir sigorta atinca, sen hala LS sigortayi kaldirip, yine ayni hatta cokca yüklenirsen, Allah muhafaza elektrik yanigini cikmasina sebeb olursun. işde yagmur hattinida muhammed üc defada icin, dinlene dinlene icin diye ondan dedi, ve aynen üc fazli elektrik gibi, hatlari yormayan elektrik, ve üc yudumda icince, suda yagmur yagarken, su molekülleerini yormayan, onlarin isinmasina sebeb olmayan yagmur icin, isinip buhar olup yagmursuz kalmamak icin, üc yudumda veya daha fazla yudumda dinlendire dinlendire icin dedi . Bütün mesele bundan ibarettir.

–oOo—

Biz Dünyada Merkezdeyiz, ve biz gözlerimizi kapatip uyuyunca, bizim enerji boyutumuz olan yildizlarda işiklarini kapatip uyurlar, ve ölünce ise bir yildiz dökülmüş olur. halbuki kainatin taban i nereside nereye dökülcek yildiz, ve eger biz kainatta kücücük bir gezegende iken, bunu nasil algilayacagiz, eger yildizlar daldan elma düşer gibi dökülcek olsaydi ve ,

Esteuzubillah
وَإِذَا النُّجُومُ انكَدَرَتْ
ve izân nucûmunkederat.
Meali:
Yıldızlar sönüpde döküldüğü zaman,
(Tekvir suresi 2)

ayetini biz nasil anliyacagiz, kainat elma dalimida ondan elmalar düşer gibimi dökülcek yildzilar. ve yildiz kaydi dedikleri mesele, dünya döndügü icin, sadace o yildizin bulundugu tarafi, dünya dönüp gecince, onu gören tarafdaki insanlar artik , o yildiz görünmez oldugu sirada, sanki bir yildiz kaydi gibi görünür, halbuki o sadece, o menzilden bir başka menzile, dünyanin yön degiştirmesi sebebiyle olan, bir göz yanilmasidir. halbuki yildizlar sönüpde dökülmesinden kasdedilen dökülme, o yildizin bedeni olan dünyadaki bedeninin, hayat enrjisinin tükenip, hayata gözlerini yummasidir, hayat enerjisinin bitmesidir. ve kiyamet alameti olarak yildizlar döküldügünde denmesi ise, ve yildizlar demek herkesin tanidigi, şeyhler, alimler, sanatilcar, peygamberler ve ashablari ve evliyalar gibi, ilminden sanatindan fayda feyiz alinan şahislarin, nurlari ziyalari işiklarinin kaynagi olan enerji merkezleridir. onlar ölünce hayata gözlerini kapayinca, işde yildiz söndü denilmekde, ve o ayetteki yildizlarin dökülmesi, taninmiş kimselerin bir bir ölmesi demek, ve büyükler işik sacanlar gidince, işiksiz alimsiz sanaticisiz, marifetsiz insanlar, dogru yolu bulamazlar ve kiyamet kopar işde.

ve biz merkezdeyiz demişdik, ve mesela ankara cebeci hukuk fakültesindeki bir ögrenci icin, O, ben Türkiyedeyin deyince yalniş olmaz, bütüne bakinca Türkiyededir, amma biraz ice inince, Türkiyenin hangi bölgesindensin deriz, biraz daha iceri girince, ve o derki ic Anadolu bölgesindeyin, ve onun ic andaoluda olmasi, Türkiye de ve Ankara da olmasina engel degildir, yine biraz daha ice inince, bu sefer hangi şehrinden deyince, Ankarada deyince, onun Ankarada olmasi yine Türkiye dede olmasini ve ic Andolu bölgesindede olmasini anlatmiş olur. biraz daha ice inince bu sefer Ankaranin hangi semti, dahada inince hangi cadde, daha inince hangi mahalle, dahada inince hangi sokak, dahada inince hangi ev, ve o evede gelince girince, o evdeki sen kimsin, ismin ne? sonra bu sefer tekrar dişa dogru nerelisin? annen kim? baban kim? Türkmüsün? yabancimisin? derken dişa dogru yol alinir, ve bizim dünyali olmamiz, yukardaki yildizlarin insan ve beden hallerinin, biz olmayacgini ispat etmez, bilhassa aynen cebeci hukukdaki Raşitin telefonla amerikayla görüşürken, Raşit Türkiyeden ariyor demeleri gibi, merkez en icdir, fakat benim merkezde olmam, en dişdaki bdenim olan YILDIZ olan benin icinde olmamin ispatidir. ve ben, dişdaki benliklerimiz, işte o yildiz denilen enerjimizin yogunlaştigi yerdeki nücum halimizdir, ve böyle olunca, o yukardakiler biziz. ve güneş partiküllerden oluşuyor, ve mesala biz Ankarada isek, Ankaradaki bütün agaclar, dikenler, güller, elmalar armutlar, kediler, köpekler dallar, topraklar, taşlar, ve binalar,… ile biz Ankara denen yeri oluşturuyorsak, ve her ankarali icin bu taşolsun toprak olsunveya bir kedi olsun, ben Ankaraliyin veya ben Ankarayin demesi, bir üste cikinca Türkiyeliyin demesi, bir üste cikinca dünyaliyin demesi kadar, normal bir söz olmayacagi gibi, her insaninda enel hak ( Ben HAKKIN, hak bende tecelli ediyor) demesi kadar normal bir söz olamaz. her yildiz da binlerce partikülden oluşur, ve onlar işde ahmetler, mehmetler, veya o mahellenin, kedileri köpekleri, tuzlari biberleri ile birlikte, o yildizin partiküllerini oluşturur, ve bu yüzden her soy zinciri, soyunun bagli oldugu agac zinciri, semadaki sistemleri oluşturur, ve yine sistemler sülalere soylara, soylar peygamberlere dayanir, ve bir peygamber yine başka bir peygambere baglidir, ve bütün peygamberler ademin icinden cikdi geldi, öyle olunca bütün alem Hz Ademi oluşturur. Hz Adem ise Halifeyi Ruyu Zemindir , ve Allahin Suretinde halkolan ilk beden.
ve insan bedeninde sistemler vardir, böbrek sistemi, tirnaklar, saclar, killar, dişler, parmaklar. ve mesela orta parmagin tirnaginin bir bölgesi ve yeri var, ve uzayabilcegi miktar icinde bir karar bicildiyse, ve o tirnak gurubu, diger parmaklardaki tirnaklarla birlikte, ayri ayri olmalarina ragmen, tirnaklarimiz denen bütünü oluştururlar. ve yildizlarin geziyor olmasi, yine bizim Temsili misal, Ankaradan istanabula gitmemiz, veya Ankarada, işe okula gelip gitmemiz gibi hareketlerimiz, ve sabah işe, akşam eve,sabah işe hayat sürenler vardir, ve döner durur senelerce, bazilari ise, uzun seyahatlere cikar, yani yörünge degişikligi, ve bir parmagimizdaki tirnak, o tirnak grubunu temsil eder yine bir tirnak bütün bedene atfedilir ve ahmetin tirnagi, mehmetin tirnagi oluverir.
ve parcalar bütünü gösterir, ve bütünler bir başka bütüne bagli, ve biz hepimiz, yek ve tek ve vahid olan Hak Tealanin parcalariyiz, ve bütün O diye atfedilen, Hu olan Allah, ve bizler Allahin partikülleriyiz.

ve cennette iken, Adem atamiza şu agacdan yeme denildi ki, sirattan cennete dahil olan cocuk bedeni oluşunca, o ceninin icinde büyüyor. ve orda yemek yok icmek yok, afedesiniz sicmak ciş etmekde yok, ve eger orda ciş ve tuvalet olsaydi, annenin karni, degil 9 ay, 2 ayda pislenir ve sişerdi, orda yemek yok, icmekde yok, ve sicmakda yok, ve düşünün bir akvaryumu, kücücük baliklar bile, kücücük boklariyla, akvaryumu temizlemezsen,pislikden görünmez hale sokuyorlar, ve cennette pislemek olsa idi, ne zordu bu dogacak cocugun hali, boklara belenirdi degilmi, ve taaki onun barsaklarinin calişmasi, dünyaya gözlerini acinca başlar, memeden emince başlar, ve o zaman barsak sismtemi devreye girer, daha önce cocukda barsaklar ve mide görevde degildir. ve o ayet de gecen bu meyvaya dokunmadan kasit, cennette pisleme olamaycagi icindir. anne karninda, cocugun barsak sistemi calişsa, Allah muhafaza serum yiyeninde sicabilcegi cişliyebilcegi gibi, annesinin karnina sicar batirirdi degilmi, o yüzden cennette o agacdan yememe icmeme sicmama, anne karnini temsil eder işde. ve bütün marifet din diyanet yeniden bir cocuk olarak dogabilmek, parclarimizn ölüp, bozulup dagildikdan sonra, toplanip bir araya gelip yeni beden olabilmesi icindir, ve haşr ve cennette cehennemde hepsi bunlardan ibarettir.
–oOo—
Rabbim Teala vetakaddes hazretleri , Mehdi ve cemaatine, ölüp ve bedenlerimizin, bozulup dagildikdan sonra, tekrar haşrolup, toplanip bir beden olabilmemiz icin, rahman ve rahim olan Allaha varmayi, yani babamiz ve annemiz olcak olan, ve cennet gibi bir Anne ve Babaya varmayi nasip eylesin inşallah. ordan da yeniden bilincli bir beden olarak, bir YILDIZ olarak dogmayi nasip eylesin inşallah.

Amiyn.

Elfatiha maassalavat.



–OoO–



أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


”Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! ‘

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da’vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

–OoO–

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 26 Ekim 2015 Pazartesi

Original Kar©glan

Author: Rasit Tunca

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir